“Hipertansiyon önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık. Hipertansiyonu tedavi ettiğimiz zaman ise felci, kalp krizini ve kalp yetmezliğini önleyebiliyoruz. Bu noktada hastaların ve toplumun bizim önerilerimizi dikkate almaları gerekiyor. Özellikle medyada konunun uzmanı olarak öne çıkarılan medyatik kişilerin değil de bizim fikirlerimize değer verilmesini öneriyoruz. Çünkü bizler, bilimsel ve akılcı olmayan herhangi bir öneride bulunmuyoruz.”

Hipertansiyon hastalığı hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?
Dünyada hipertansiyon önlenebilir risk faktörlerinin başında gelmektedir. Şu an Amerika’da AHA tarafından hipertansiyonunun tanımı yeniden yapıldı. Eskiden 140-90 mm/hg ve üzeri ölçümler için hipertansiyon tanımı yapılırken bugün itibariyle bu sınır aşağı çekildi ve 130-80 mm/hg ve üstü hipertansiyon olarak kabul edildi. Tansiyonda hedefimiz her zaman bunun altına çekmek. Meta analizlerde, büyük çaplı çalışmalar gösteriyor ki; 115-75 mm/hg’den itibaren her 10 mm/hg artışta 2 kat mortalite artmakta.

Türkiye’nin hipertansiyon haritası hakkında detaylı bilgi alabilir miyiz?
Yapılan ulusal ölçekli büyük çalışmalarda 18 yaş üzeri erişkinleri baz aldığımızda, her üç kişiden birinde, 50’li yaşlardan itibaren her iki kişiden birinde hipertansiyon olduğu gösterilmiştir. 31 Aralık 2015 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusunun yaklaşık 79 milyon olduğu düşünülürse, 18 yaş üzeri 15,5 milyon insanımızda HT olduğu varsayılabilir. TEKHARF çalışması verilerine göre HT en sık Karadeniz bölgesinde görülürken onu Marmara bölgesi takip etmekte, en az Akdeniz ve Ege bölgelerinde görülmektedir. Ülkemizde kentlerde yaşayan erkeklerde 50 yaşından sonra ortalama kan basıncı, kırsal kesime göre daha yüksek bulunmuştur. Kadınlarda böyle bir fark yoktur. Tüm yaş gruplarında kan basıncı kadınlarda daha yüksektir. Türk kadınında kan basıncının erkeğe göre daha yüksek oluşunda daha yüksek bir beden kitle indeksi (obezite) önemli sayılabilir. HT tüm dünyada yaşla birlikte artmaktadır. Türkiye’deki ortanca yaşın her yıl arttığı düşünülürse (yıllık ortalama % 0,3), HT ilerleyen yıllarda daha da önemli bir problem olmaya devam edecektir.
Hipertansiyon, dünyada her yıl 7.6 milyon kişinin ölümüne, 90 milyon kişinin maluliyetine yol açmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde her dört ölümden birinin nedeni HT’dir. Dolaysıyla HT’yi erken tanımak ve tedavi etmek çok önem arz etmektedir. Öyle ki büyük tansiyon olarak bilinen sistolik kan basıncında 2 mm/hg’lik bir azalma, koroner arter hastalığına bağlı ölümlerde %7, inmeye bağlı ölümlerde % 10 azalmaya yol açmaktadır.
Türkiye’de HT farkındalığı TURDEP-II verilerine göre %58,1’dir (kadınlarda %63,2, erkeklerde %48,5). Diğer bir ifade ile HT olanların ortalama %42’si bunun farkında değildir. EURIKA çalışması sonuçlarına göre de farkında olanların ancak 1/3’ünde (%32,1) HT kontrol altındadır. Diğer dikkati çeken bir istatistik de ülkemiz kadınlarının HT farkındalığı ve tedavi sıklığı erkeklere göre daha yüksek olsa da tedavi-kontrol oranları daha düşüktür. Yaşlanmayla birlikte tedavi ve HT kontrol oranları düşmektedir. Gelecekte HT sıklığının özellikle kadınlarımızda yaşlanma, obezite sıklığında artış ve hareketsiz yaşam koşulları ile daha da artması beklenmektedir.

Hipertansiyon tanısı koyma aşamasında hangi yöntemlere başvuruyorsunuz?
Tansiyonu 130-80 mm/hg’nin üzerinde olan hastalara hipertansiyon tanısı koyuyoruz. 140’ın üzerine kadar Evre 1 deniyor. 140’ın üzerine ise Evre 2 deniyor. Eskiden tansiyonu 180’e 110 olan, aşırı hipertansifler için evre 3 diyorduk. Onu kaldırdılar. 130’a 80’in üzerini biz hipertansiyon olarak kabul ediyoruz.
Hipertansiyon tanısını koymak için ambulatuvar kan basıncının ölçümü çok önemli. ESC’nin kılavuzuna göre; kardiyovasküler mortaliteyi öngörmede, hedef organ hasarını belirlemede altın standart dediğimiz yöntem bugün itibariyle ambulatuvar kan basıncı ölçümüdür. Bu noktada maliyet analizi biraz yüksek bulununca kişinin evde tansiyonun kendisinin ölçmesi önemli hale geldi. Evde tansiyon ölçümünün ideali ise sabah ve akşam ölçüm yapmak. Bu ölçümler sonucunda hekime başvurulmalı
ve ölçümlerin analizi yapılmalıdır. Bu sayede hipertansiyon tanısı konulabiliyor. Tansiyonun evde ölçülmesiyle birlikte kişinin tedaviye katılımını sağlayabiliyoruz ve farkındalığı arttırmış oluyoruz.
Bir de maskeli hipertansiyon diye bir tanım var. Kişi hastaneye geldiği zaman tansiyonu normal ölçülmüş ama evde tansiyonu yüksek seyrediyor. Biz buna maskeli hipertansiyon diyoruz. Maskeli hipertansiyon %15 oranında gözüküyor ve ciddi anlamda mortalite artışına sebep oluyor. Çünkü gözden kaçırılmış ve tedavi edilmemiş oluyor. Ve bunlar maskeli olduğu için daha fazla kalp hastalığına, hedef organ hasarına sebebiyet vermiş oluyor. O yüzden maskeli hipertansiyonu yakalayabilmek için evde ölçüm önemli. Ofis ölçümlerini ise standardize etmek gerekiyor. Ölçüm sayısı ne kadar çok ise hastalığın tanısı noktasında o kadar doğru sonuçlar elde ediyorsunuz.

Geçtiğimiz yıllarda sonuçları yayınlanan “Sprint” çalışması hakkındaki düşünceleriniz nedir ?
Sprint çok büyük bir çalışma. Eskiden, yaşlı hastalardan ziyade, daha genç hastalarda öncelikli olarak tansiyonu düşürmeyi hedefliyorduk. J eğrisi korkusu vardı. Sprint çalışması yayınlandıktan sonra farklı bir bakış açısı geldi. Bu çalışma yapılırken iki kola ayrıldı. Standart grupta 140 mm/hg altı diğer sıkı grupta ise 120 mm/hg ve altı hedeflendi. Sıkı grubun takibinde, daha az felç gözüküyor. Daha az kalp hastalığı gözüküyor. Total mortalite düşüyor.
Dolayısıyla artık daha sıkı takip ve daha düşük hipertansiyon hedeflenmesi gerektiği görülüyor. Tansiyonu ne kadar sıkı kontrol ederseniz, ne kadar iyi tedavi ederseniz o oranda felç riskini önleyebilirsiniz. Bu noktada en önemlisi felç, beyin kanaması, total kalp krizini azaltıyorsunuz.Bu anlamda Sprint çalışması bence devrim yarattı. Kanıta dayalı tıp yapıyorsak bizim de kendimizi mutlaka güncellememiz gerekiyor. O yüzden Sprint çalışması aslında kılavuzları değiştirdi.
Bunun karşılığı geriatri gruplarda, 85 yaş üstü hastalarda hipotansif gibi yan etkiler daha fazla görülüyor. Ama tansiyonu ne kadar düşürürseniz mortaliteyi o kadar düşürüyorsunuz. O yüzden tansiyonu düşürmenin önemini gösteren çok güzel bir çalışma.

Türk Kardiyoloji Derneği HT Çalışma Grubu olarak hipertansiyonla mücadele ve toplum sağlığını koruma noktasında ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
Hedefler değişti. Sınırlar değişti. Türk kardiyoloji Derneği HT Çalışma Grubu olarak TEKHARF ve TURDEP verilerini güncellemek istiyoruz. Onları 130’a 80 sınırından alarak popülasyonumuzu güncelleyip, bir prodüksiyon sunarak, “Ne kadar tansiyon hastamız var? Tansiyon hastaları ne kadar kontrol atında?” ve bunların epidemiyolojik verilerinin güncellenmesini planlıyoruz. Yani TEKHARF çalışmasının son kohortunun verilerini son hipertansiyon sınırına göre yeniden tanımlamak, TURDEP’le de takibini ve kontrol oranlarını güncellemek istiyoruz.

Hipertansiyon ve Tuz İlişkisi de çok gündemde, siz bu konuda neler söylemek istersiniz ?
Bilindiği üzere katkı maddesi ve gıdaların raf ömrünü uzatmak için tuz çok kullanılıyor. Hipertansiyon ve kalp yetmezliği hastaları için tuz tüketiminin azaltılması gerekir. Kişilerin hipertansiyon hastası olmaması için de toplumda tuz tüketiminin azaltılması gerekir. İnsanların tuz tüketimini azaltmaya çalışacağız. Tuz tüketimini azaltmak için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği’nde tuzu tüketimini azaltıcı önerilerde bulunacağız.
Hipertansiyon hastaları lokantalarda yemek yiyemiyorlar çünkü yemeklerin içinde bulunan tuz oranı çok yüksek. Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile görüşerek bu sorunu çözmeyi planlıyoruz. Toplumda tüketilen tuzu azaltmak için böyle bir projemiz var.
Tuz tüketimi Avrupa’da 6gr iken Türkiye’de 18 gr. Avrupa’ya oranla 3 kat fazla tuz tüketiyoruz. Tuz, toplum sağlığını tehdit ediyor ve birçok hastalığa yol açıyor. Bu sebeple toplumda tuz tüketiminin azaltılması gerekiyor. Tuz tüketimin azaltılması sadece bizim çabamızla olabilecek bir şey değil. Bu noktada Sağlık bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın da yardım almamız gerekiyor. Yine aynı şekilde medyanın da bu konuyu doğru ele alması çok önemli. Farkındalığın ve bilincin arttırılması için basın yolu ile bir bilgi güncellemesi yapmayı planlıyoruz.
Ayrıca kaya tuzu, himalaya tuzu gibi bütünüyle ticari amaçla servis edilen ve medyada yer bulan tuzların sağlığa hiçbir yararının olmadığını söyleyebilirim. Kaya tuzunun turizm amaçlı kullanılması karşı değiliz. Bu durum sağlığa zarar vermez. Fakat kaya tuzunun sofra tuzu olarak kullanılmasının önerilmesi çok yanlış.

17 Mayıs Hipertansiyon Günü kapsamında yaptığınız faaliyetlerle neleri amaçlıyorsunuz?
Dünya Hipertansiyon Birliği ( WHL) tarafından 2005 yılından itibaren 17 Mayıs günü “Dünya Hipertansiyon Günü” olarak ilan edildi. Bilinç düzeyinin arttırılması yanı sıra hipertansiyonu önleme, teşhis, tedavi konusunda da kişilerin bilgilendirilme faaliyetlerinin yürütülmesi yoluyla kan basıncı kontrol oranlarının yükseltilmesi hedeflenmiştir.
Biz de 17 Mayıs’ı Hipertansiyon Günü olarak kutluyoruz. Bir takım aktiviteler düzenliyoruz ve toplumumuza bilgilendirme toplantıları yapıyoruz. Hastalığa dikkat çekiyoruz ve kesinlikle tansiyonunuzu ölçtürün diyoruz. 17 Mayıs Hipertansiyon Günü, toplumda hipertansiyonun farkındalığını arttırmak, hipertansiyonun sinsi bir düşman olduğunu anlatmak için önemli bir gün.

Verdiğiniz bilgilere ek olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Hipertansiyon önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık. Hipertansiyonu tedavi ettiğimiz zaman ise felci, kalp krizini ve kalp yetmezliğini önleyebiliyoruz. Bu noktada hastaların ve toplumun bizim önerilerimizi dikkate almaları gerekiyor. Özellikle medyada konunun uzmanı olarak öne çıkarılan medyatik kişilerin değil de bizim fikirlerimize değer verilmesini öneriyoruz. Çünkü bizler, bilimsel ve akılcı olmayan herhangi bir öneride bulunmuyoruz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz