“Tedavi noktasında son yıllarda çok büyük yol alındı. Son 20-30 yılda ortaya çıkan, solunum yollarının içine ilaç verilerek uygulanan inhalasyon tedavileri büyük bir devrim yarattı. Hava yoluyla uygulanan spreyler, ilaç içerikli aygıtlar ve atak durumlarında kullanılan elektrikli nebulizatörler bu hastalığın seyrini değiştirdi.”

Astım hastalığından kısaca bahseder misiniz?
Astım, solunum yollarının en sık rastlanan hastalıklarından biridir. Çocukluk çağlarında kronik hastalıklar sıralamasında bir numaradır. Astım, solunum yollarının içine dışarıdan giren değişik maddeler (mikroplar, alerjenler, polen, küf gibi maddeler, her türlü hava kirliliğini oluşturan küçük partiküller) bazı insanlarda bir reaksiyon ortaya çıkarır. Bu reaksiyonlar astımlı insanlarda çok belirgindir. Astım, bütün bu maddelere karşı vücudun verdiği bir tepkidir. Özellikle hava yollarımızı oluşturan ve bronş dediğimiz git gide incelen hava yollarında birden bire bir daralma, aşırı bir balgam yapımı ve bunun sonucunda da nefes almada zorluk şeklinde astım ortaya çıkar.

Astımı ortaya çıkmasına sebep olan risk faktörleri nelerdir?
Astım büyük ölçüde genetiktir fakat çevresel faktörlerle birlikte tetiklenebilir. Özellikle bir insanın birinci derece akrabaları astımlı ise o kişide astım hastalığı görülme ihtimali yüksektir. Yaşadığı çevreye bağlı olarak da bu oranlar değişebilir. Eğer kişide böyle bir eğilim varsa çevredeki değişik etkenler astımı tetikler.
Ev tozu akarları, gözle görülemeyen ve keneye benzeyen mikroskobik yaratıklardır. İnsan derisinden kopan parçacıklarla beslenirler ve devamlı dışkı yaparlar. Bunlar solunum yollarının içine girerek solunum yollarında daralmaya, astımın tetiklenmesine yol açarlar. Aynı ortamda 81 yaşayan ve aynı tozu soluyan birçok insanda hiçbir tepki yokken astımlı olan insanlar buna duyarlı hale gelir ve ağır astım ataklarına girebilirler.
Bir diğer etken ise polenlerdir. Polenler; otlardan, çiçeklerden, değişik yabani bitkilerden ortaya saçılan üreme faktörleridir. Polenler, çoğunlukla gözle görülemezler. İlkbaharda gördüğümüz bir takım bitki kökenli havada uçuşan maddeler, bitkilerin atıklarıdır. Ancak gerçek polenler de baharda ortaya çıkarak bütün doğaya yayılırlar. Arılarla çoğalan renkli çiçeklerin polenleri daha az alerjiktir. Renksiz olan bir takım ağaçlar ve bitkiler de, rüzgar ile birlikte sürüklenerek diğer ağaçları dölleyebilecek olan polenlerini ortalığa saçarlar. Her bitkinin polen mevsimi 10-15 gündür. Sonrasında bahar bittiğinde polenlerin çoğu üreme dönemini bitirmiş olur. Bunlar da alerjiye eğilimli insanlarda, özellikle polen duyarlılığı gelişmiş kişilerde hava yollarını uyarabilir.
Küfler ise rutubet demektir. Rutubet de en önemli tetikleyicilerden biridir. Çocuk hasta grubunda %5-%10 çocukta küf duyarlılığı gelişmiştir. Ilık, sıcak ve rutubetin yüksek olduğu dönemlerde küfler üreme imkanı bulurlar ve birden bire havadaki miktarları çok artar. Küf sporları canlıdır ve solunum yollarına girince astımı tetikleyebilir.
Alerjen olmayıp da astımı tetikleyecek olan bir takım çevresel faktörlerin dışında, deterjanlar, oda kokuları, spreyler, deodorantların hem kokuları hem de içlerinde bulunan kimyasallar astımlı hastaların atağa girmesine neden olurlar. Astımı olmayan insanlarda ise devamlı bu maddelerle temas halinde olmak astım hastalığına yakalanmada önemli bir rol oynar.
Bu noktada hava kirliliğinden de bahsetmek gerekir. Ev içi hava kirliliğinin en büyük sebebi sigara ve gazla yemek pişirmedir. Ev dışında ise hava kirliliği çok yaygın bir durumdadır. Soluduğumuz hava çok kirli ve ülkemiz de kirli hava kuşağında bulunmakta.

Astımın tanısında önemli noktalar nelerdir?
Astımın altın değerindeki tanı yöntemi solunum fonksiyon testidir. Solunum fonksiyon testi ile astım tanısı ancak 6 yaşından itibaren konulabilmektedir. Çünkü bu test spirometre aletiyle yapılır ve solunum manevrası yapmayı gerektirir. Bunu da ancak 6 yaşından büyük çocuklar gerçekleştirebilir. Önce bir ölçüm yapılır, daha sonra bronş açıcı ilaç verilir ve tekrar ölçülür. Eğer açılma varsa hastanın astım olduğu kesindir. “Alerjik astım mı? Alerjik olmayan astım mı? “sorularına cevap bulmak için yine altın standart testimiz alerji deri testleridir. Deri testleri ile tanıyı koymak mümkün oluyor.

Tedavi sürecinde nasıl bir yol izleniyor? Tedavide kullanılan kortikosteroidler hakkında bilgi verir misiniz?
Tedavi noktasında son yıllarda çok büyük yol alındı. Son 2030 yılda ortaya çıkan, solunum yollarının içine ilaç verilerek uygulanan inhalasyon tedavileri büyük bir devrim yarattı. Hava yoluyla uygulanan spreyler, ilaç içerikli aygıtlar ve atak durumlarında kullanılan elektrikli nebulizatörler bu hastalığın seyrini değiştirdi. Hava yoluyla verilen ilaçların içeriği genellikle kortizondur. İlaçlar burada ikiye ayrılır. Asıl tedavi edici ilaçlar, hava yoluyla çok ufak dozlarda akciğerin doğrudan içine verilen düşük dozlu kortizonlardır. Hasta ağır bir vaka değilse düşük dozlarda başarılı olunuyorsa, çok düşük doz olduğu için diğer iç organlara gitmeden doğrudan doğruya akciğere girip, dışarı çıkmasını sağladığımız zaman yani kaliteli bir uyum yaşandığında çok iyi neticeler almaktayız.
Ana tedavi budur. Bu tedaviyi almadan sadece hava yoluyla nefes açıcı ilaçlar kullanıldığında tedavide başarı sağlamak mümkün değildir. Nefes açıcı ilaçlar da hava yolundan verilir. Ancak onlar sadece atak sırasında geçici bir süreliğine yardımcıdırlar. Bir hasta nefesini açtı diye asıl kullanması gereken ve içinde düşük doz kortizon içeren bu spreyleri iyi kullanmadan sadece sıkıştıkça nefesini açıyorsa bir gün artık o da sonuçsuz hale gelebilir. Asıl tedavi inhaler kortikosteroid, kortizon türevleriyle yapılan daha hasta atağa girmeden koruyucu tedavi şeklinde verildiğinde yapılan tedavidir.
Ailelerde özellikle ebeveynlerde hava yoluyla kortizon türevlerini almak çok korkutucu bir etki yapmaktadır. Ancak kendilerine vakit ayrılarak bir maket üzerinde anlatıldığında ve kortizonun düşük dozlarda beklenen yan etkilerin çoğunun görülmediği anlatıldığında aileler ikna olmakta ve ilaçlarını kullanmaktadır. Aile bilgi verilmeden yazılan ve hava yoluyla uygulanan ilaçlara karşı bireylerde kortikofobi denilen kortizon korkusu oluşabiliyor. Uyum bozulduğunda kronik tedavi ve koruyucu tedavi bozulabilmektedir. Ve netice alınamamaktadır. Hasta düzgün bir şekilde koruyucu tedavisini almadığı için atağa girebilmektedir. Atakta hayati riskler yaşamakta ve tedavide çok daha yüksek dozda kortizon verilmesi ihtiyacı doğmaktadır. Kortizonlar damar yoluyla veya ağız yoluyla verilmektedir. Bunun yanında bronş açıcılara sıklıkla ihtiyaç olunmakta ve bazen yoğun bakım gerektiren ağır durumlara yol açabilmektedir.

Çocuk Alerji ve Astım Akademisi Derneği hakkında bilgi alabilir miyiz? Dernek olarak ne gibi faaliyetler yapıyorsunuz?
Çocuk Alerji ve Astım Akademisi, 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde bulunan çocuk alerji hekimlerinin kurduğu bir dernektir. Önceleri çocuk solunum hastalıkları adıyla kurulmuş daha sonrasında ise çocuk alerjik hastalıkları ve astıma yönelik çalışma ve faaliyetler içerisinde bulunmuştur. Derneğin amacı; çocuk alerjisi ile uğraşan çocuk alerji uzmanlarını ve alerjik çocuk bakmak durumunda olan çocuk hekimlerini bir çatı altında birleştirerek, çocuk sağlığında ilerlemeler yapmaktır. Dernek adımızda “akademi” sözcüğü geçmektedir ve bu da bizim eğitime verdiğimiz önemi yansıtmaktadır.

Türkiye’de bir ilk kez astımlı çocuklara yönelik astım kampları yaptık. Astımlı çocukların aileleri olmadan tek başlarına bir kampta, sağlık görevlileri ile birlikte özgürleşmeleri ve özgüvenlerinin artması adına çok yararlı oldu. Bu kampları sürdürmeyi hedefliyoruz.
Türkiye’nin şartlarına adapte edilmiş alerji ile ilgili hastalıklarının tedavisinin nasıl olmasıyla ilgili rehberler yayınladık. Her yıl “Çocuk Alerji ve Astım Kongresi”ni gerçekleştirmekteyiz. Bu kongre, geniş çaplı bir kongre olup Türkiye’nin değişik bölgelerinde gerçekleşmekte ve tüm Türkiye’deki alerji uzmanlarıyla çocuk hekimlerini bir araya getirmektedir. Faaliyetlerimiz Anadolu’nun değişik illerinde seminerler düzenleyerek devam etmektedir. Yaptığımız seminerlerde alerji konusundaki güncel gelişmeleri ele alıyoruz. Halkı bilinçlendirmeye ve hastalarımızı da alerjinin nasıl engellenebileceği konusunda aydınlatmaya çalışmaktayız. Çeşitli hasta dernekleri ile el ele vererek hedeflerimizi gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
“Türkiye’de bir ilk kez astımlı çocuklara yönelik astım kampları yaptık. Astımlı çocukların aileleri olmadan tek başlarına bir kampta, sağlık görevlileri ile birlikte özgürleşmeleri ve özgüvenlerinin artması adına çok yararlı oldu. Bu kampları sürdürmeyi hedefliyoruz.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz