Sivil toplumun güçlenmesi, kadınların iş hayatında önemli yerlere gelmesi ve genç nesillere örnek olmaları, bilgiye ve teknolojiye erişimin artması ve eğitimle birlikte erken egemen sistemin yavaş yavaş kırıldığı söyleyen Deniz Big Öncel, “Sürdürülebilir bir büyüme ve kalkınma” için kadınların çalışma hayatına mutlaka aktif olarak dahil olmaları gerektiğine inanıyor.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Ankaralı’yım. Evliyim ve iki kızım var. TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra ODTÜ İşletme’ye girdim. Bu bizde bir aile geleneği gibi. Annem de babam da ODTÜ İşletme’den mezunlar. Daha sonra İngiltere’ye giderek University of Salford’da finans üzerine yüksek lisansımı tamamladım. Mezun olduğum günden beri de çalışıyorum. İş hayatıma Interbank’ta Müşteri Temsilcisi olarak başladım. Bankacılık, perakende, eğitim ve danışmanlık derken olaylara kamunun bakış açısını anlamamı sağlayan Amerikan Büyükelçiliği’nde çalışmaya başladım. Ekonomik işler danışmanı olarak görev aldığım dönemde bilim, teknoloji, girişimcilik karşılıklı yatırım ve ticaretin arttırılması ve engellerin kaldırılması, insani yardımlardan oluşan geniş bir portföyden sorumlu oldum. Bu sayede kültürel farklılıkları yönetmek, müzakere, işbirliği fırsatları yaratmak, ve bir çok önemli programı yönetme fırsatım oldu.
İlaç sektörü ile de burada tanıştım. Novo Nordisk’te bir yıl Pazara Erişim Müdürlüğü yaptıktan sonra MSD’ye katıldım. 2015 yılından beri MSD’nin Sağlık Politikaları ve Kurumsal İletişim Direktörlüğü’nü yürütmekteyim.
Oldukça yoğun bir tempoda çalışsam ve çok sık seyahat etsem de iş dışında kızlarımın gelişimlerine tanıklık etmekten, onlarla oyun oynamaktan, birlikte yeni yerler keşfetmekten büyük keyif alıyorum. Biri 9 diğeri 13 yaşına geldiği için artık bana ciddi bir şekilde arkadaşlık ediyorlar. Ayrıca haftada en az üç gün tenis oynamaya çalışıyorum. Kış aylarında da fırsat buldukça ailecek kayak yapabileceğimiz imkanları değerlendirmeye çalışıyoruz.

Türkiye’de kadın olmanın genel artıları ve eksileri nelerdir?
Türkiye uzun bir dönem kentleşmenin düşük olması sebebiyle kadınların işgücüne katılmasının öneminin bence çok da farkında değildi. Ancak son 30 senede %30’lardan %70’lere çıkan kentleşme oranı ile birlikte kadınların çalışma hayatına dahil edilmesi ve bunu artıracak politikaların hayata geçirilmesi önem kazandı. İş gücü piyasasının buna hazırlıklı olmamasının sancılarını ise yaşıyoruz.
Maalesef geleneksel olarak erkeklerin ailenin reisi olduğu, gücü, aklı temsil ettiği, kararları verdiği “adam gibi davran”, “adam ol” gibi deyimlerin günlük hayatımızda yer ettiği bir ülkede yaşıyoruz. Bunun da hayata yansımaları elbette oluyor. Ancak sivil toplumun güçlenmesi, kadınların iş hayatında önemli yerlere gelmesi ve genç nesillere örnek olmaları, bilgiye ve teknolojiye erişimin artması ve eğitimle birlikte yavaş yavaş bu anlayışın kırıldığı da bir gerçek. Giderek daha fazla kadının ekonomik özgürlüğünü kazanması ile bu tablo önümüzdeki dönemde hızla değişecektir.
Sosyal açıdan ise; halen daha ülkemizde gelişmiş ülkelerin ortalamalarının üzerinde kız çocuklarının istismarı ve kadına şiddet vakaları ile karşılaşıyoruz. Elbette hepimizin temennisi bu tür olaylarla da artık karşılaşmamak.

İş hayatında kadın erkek eşitliğinin sağlanabildiğini düşünüyor musunuz?
Henüz tam anlamıyla sağlanabildiğini düşünmüyorum. Hala dünyada, C- seviyesinde bile kadınların erkeklerden daha az maaş aldıkları, kadın çalışan oranlarının çok daha az olduğu konuşuluyor.
Ama işin güzel tarafı şirketlerin ve kurumların iş yerinde çeşitliliğin önemine giderek daha fazla inanıyor olmaları. Kadınların toplumdaki farklı rolleri sebebiyle tüketimdeki farklı bakış açılarını, ihtiyaçlarını ve taleplerini doğru zamanda iş süreçlerine dahil etmek büyük önem taşıyor.
Şirketler bu durumun her geçen gün biraz daha farkına vardıkça kadın istihdamını arttıracak, kadınların iş hayatında ihtiyaç duydukları ve iş özel hayat dengelerini sağlamaya yönelik programları hayata geçirmeye hız vereceklerdir.

İş hayatında aktif rol oynayan bir kadın olarak, bu zamana kadar kadın olmanız sebebiyle bir zorluk yaşadınız mı?
Aslında ben bu soru için doğru bir aday sayılmam çünkü kadın ve erkeğin eşit olduğu hatta kadının biraz daha dominant olduğu bir aileden geliyorum. Dolayısıyla da iş hayatında kadın olmam sebebiyle bir zorluk yaşamış olsam bile hiç bir zaman bunu “kadın olma”ya yormadım. Bunu da geçtiğimiz sene MSD’nin kadın liderler için hayata geçirdiği Kadın Liderlik Programı’nda fark ettim. Dünyanın farklı yerlerinden gelen kadınlar yaşadıkları zorlukları paylaşıyorlardı. Ben bunların hiçbirini kadın olmam sebebiyle yaşadığımı düşünmediğimi gördüm. Dolayısıyla zorluklara bakış açınız da önemli.

Kadınlar sosyal hayatta ve aile hayatında erkeklere oranla daha aktif bir figür; İş hayatı, aile hayatı ve sosyal yaşamınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?
Ben bu açıdan da çok şanslıyım. Çünkü bana bu dengeyi korumada büyük destek olan bir eşim var. İlk günden beri aile hayatına dair tüm sorumlulukları paylaşıyoruz. Bu işimi oldukça kolaylaştırıyor. Sosyal hayatta ise mümkün olduğu kadar planlı ve programlı olup yapmak istediğim hiçbir şeyden de geri kalmamaya çalışıyorum. Ben istediği takdirde insanın her şey için vakit yaratabileceğine inanıyorum.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe bakışınız ve düşünceleriniz nelerdir?
Kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları talep etmek üzere greve başlamaları ve bunun akabinde çıkan olaylar sonucu ölen 129 kadının anılması için kabul edilmiş bir gün. Ülkemizde de uzun yıllar özellikle kadınını sosyal, ekonomik ve siyasi bilincinin geliştirilmesi ve eşitliği için çalışan dernekler tarafından kutlandı. Ancak toplumda kadının rolünün ve öneminin giderek yaygınlaşmasıyla daha geniş kitleler tarafından da artık kutlanıyor. Ben özellikle kadınların bilim, ekonomi, siyaset ve sosyal alanlardaki başarılarının hatırlanması ve genç nesillere örnek teşkil etmesi açısından önemli buluyorum.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel mesajınız nedir?
Tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Daima kendilerini geliştirsinler, cesur ve özgüvenli olsunlar. İstediklerini açıkça ifade ve talep etsinler.
Politika yapıcılar ve karar vericilerin ise kadınların daha fazla ekonomik, sosyal, siyasi hayata katılmaları için bütüncül politikalar ortaya koymaları gerekiyor. Sadece kadın erkek eşitliği yönünden değil kız çocukların güçlü bir fen, teknoloji, mühendislik, matematik eğitimi almaları, kadın girişimciliğin ve kadın girişimciler tarafından kurulan küçük ve orta ölçekli işletmelerden satın almanın desteklenmesi, cinsel istismarın önlenmesi, kariyerine farklı nedenlerle ara veren kadınların iş hayatına dönmelerinin desteklenmesi gibi sayabileceğimiz bir çok farklı açıdan var olan sorunlara odaklanmak, kadınların önündeki bir çok zorluğu ortadan kaldırmada büyük bir yol katetmemizi sağlayacaktır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Sürdürülebilir bir büyüme ve kalkınma için kadınların çalışma hayatına mutlaka aktif olarak dahil olmaları gerekiyor. Gelişmişliğin ve medeniyetin en önemli işaretlerinden birinin kadın haklarına verilen önem olduğuna inanıyorum. Bunun yanı sıra günümüzde çatışmalar nedeniyle ortaya çıkan göç dalgalarından da en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor. Dolayısıyla bu konuda da sivil topluma ve iş dünyasına da önemli bir görev düştüğü düşüncesindeyim.

Gelişmişliğin ve medeniyetin en önemli işaretlerinden birinin kadın haklarına verilen önem olduğuna inanıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz