İlaç sektörü içerisinde çalışan bağlılığı ve özellikle kadın çalışanlara yönelik hayata geçirdikleri projelerle fark yaratan MSD Türkiye’nin İK Direktörü Berna Yüksel ile bir araya geldik. Berna Hanım, MSD’nin çalışanlarının fikirlerine önem veren bir şirket olduğunu belirtirken, “Diğer firmalardan gelişim ve kariyer fırsatları noktasında ayrıştığımızı düşünüyorum.” diye de ekliyor.

Bize biraz kendinizden ve ilaç sektörü ile tanışma sürecinizden bahseder misiniz?
Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum. İngiltere’de AB politikaları üzerine yüksek lisans yaptım. İlaç sektöründe 2008 senesinde çalışmaya başladım. İlk firmam MSD ilaç ve o günden bugüne devam ediyorum. 2010 ve 2016 yılları arasında Türkiye’nin bağlı olduğu Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesinin merkezi İsviçre’de görev yaptım ve yaşadım. Orada hem insan kaynakları iş ortağı olarak çalıştım hem de insan kaynaklarının operasyonlarında görev aldım. Bu süreçte Türkiye dışında Rusya, İsrail, Ukrayna, Güney Afrika ve körfez ülkeleri gibi farklı pazarları da görme fırsatım oldu. Benim için çok keyifli bir dönemdi. Sonrasında MSD Türkiye’ye İnsan Kaynakları Direktörü olarak geri döndüm. 2016 Eylül ayından beri de buradayım. Burada çok dinamik bir ortam var. Şu anda çok iyi bir yönetim ekibimiz var ve beraber güzel projelere imza atıyoruz.

MSD Türkiye’nin İnsan kaynakları departmanı olarak neler yapıyorsunuz?
Öncelikle çalışan bağlılığı ve çalışan mutluluğu üzerine çalışıyoruz. Şirketin tamamını ele aldığımız bir yaklaşımımız var. Bununla beraber benim ekibim daha çok yöneticilerimizin gelişimine odaklanıyor. Her bir yöneticimizin bir insan kaynakları lideri kadar hem İK politikalarımıza hakim olmasını hem de çalışanların gelişimlerini ve kariyer yönetimlerini sahiplenmelerini bekliyoruz. Biz sadece satış ve pazarlama ekiplerine değil Klinik araştırmalar, finans ve Hayvan Sağlığı bölümümüz gibi şirketin her alanına dokunuyoruz.

Bize İK Direktörü olarak, başında bulunduğunuz organizasyon ve ana odağınız hakkında bilgi verir misiniz?
Organizasyonumuzun genelinde çok yüksek bir bağlılık oranımız var. Son yaptığımız ankette bu oran % 83 çıktı. Çalışanlarımızın, hem ürünlerimize hem stratejimize hem de üst yönetime olan güveni oldukça yüksek. Elbette gelişim alanlarımız da var ama bağlılık skorumuz bizim çok gurur duyduğumuz ve hep paylaştığımız bir veri. Bunun en büyük nedeni, şirketimize ve ürünlerimize duyduğumuz güven ile gelişime olan odağımız. Çalışanlarımıza hem bireysel gelişim hem de profesyonel gelişim noktasında çok yatırım yapıyoruz.
Son bir senedir de özellikle yöneticilerimize yönelik gelişim programlarına ağırlık verdik. “Liderlik her gün” adını verdiğimiz ve 5 yıldır hayata geçirdiğiniz bir liderlik akademimiz var. Her sene içeriğini yenilediğimiz ve bütün yöneticilerimizi dahil ettiğimiz iki günlük güzel bir programımız var. Geçtiğimiz senelerde performans yönetimi, koçluk, pozitif psikoloji ve mindfullnesss (anda kalmak) ile ilgili eğitimler yaptık. Bu sene ise içten dışa liderlik konusuna odaklanıyoruz. Çünkü liderlik kişinin öz farkındalığı ile başlıyor.

Şirketinizde yapmış olduğunuz projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?
“Hayata destek” dediğimiz bir programımız var. Çalışanlarımız ve ailelerinin günlük hayatta her konuda telefon ve e-maille yardım alabilecekleri bir program. Örneğin psikolojik destek almak isteyen çalışanlarımıza, seçilmiş bir danışman ile yüz yüze görüşme hakkı tanıyoruz. Finansal veya hukuksal bir sorunu olan çalışanlarımıza, genel bir bilgi alma olanağı da bu programın içinde. Kimi arayacağınızı bilemediğinizde “Hayata destek” hattını arayabilirsiniz.
Genel sağlık ve hastalıklar ile ilgili bilgilendirme ve farkındalık günleri yapıyoruz. Sağlıklı beslenmeye adım atmak için ofisimizde taze meyve ikramı yapmaya başladık. Her Çarşamba bu şekilde çalışanlarımızı sağlıklı beslenmeye yönlendirmeye çalışıyoruz. İlki çok güzel tepkiler aldı.
Esnek çalışma saatleri ve smart work (dışardan çalışma) uygulamamız var. Çalışanlarımız ayda iki defa yöneticileriyle antat kalarak ofis dışından çalışabiliyorlar. Son dönemde hem çalışan bağlılığına hem de çalışanlarımızın sağlığına yönelik pozitif etkisi olan pek çok uygulamayı hayata geçirdik.
Şu aralar jenerasyonlara odaklanacağımız bir çalışma içerisindeyiz. Burada Y jenerasyonu ve bütün jenerasyonlar arası iletişimi güçlendirmeyi hedefliyoruz. “İki jenerasyon arasında ne gibi farklılıklar var?” “Jenerasyon farkından kaynaklı yaşadığımız sorunlar oluyor mu?” bu soruların cevaplarını arayacağız. Tersine mentorluk dediğimiz, Y kuşağının X’e geri bildirim verdikleri bir süreci de hayata geçiriyor olacağız.
Bir iç koçluk (myCoach) programımız da var. Eğitim müdürümüz şu anda 5 çalışanımıza Adler ekolünden yola çıkarak koçluk yapıyor.
Buna ek olarak, bir açık eğitim kataloğumuz var. İsteyen çalışanlarımız el kaldırarak senelik iki defa istediği eğitimlere katılabiliyor. Bazen bölümlerin de kendi eğitim programları olabiliyor. Yani MSD’de gelişim fırsatı çok! Eğitim departmanımız gerçekten çok kaliteli projelere imza atıyor. Çok gelişmiş bir eğitim kataloğumuz var.
Tüm bunlara ek olarak esnek yan haklar programımız da çalışanlarımız arasında oldukça popüler. Çalışanlarımıza sunduğumuz opsiyonları her sene biraz daha iyileştirmeye çalışıyoruz. Onlara her yıl bir anket gönderiyoruz. “Önümüzdeki sene programın içerisine ne ekleyebiliriz?” diye soruyoruz. Onlarında fikirlerini alıp yüksek oy alan olanakları bir sonraki sene sistemin içerisine ekliyoruz. MSD, bu anlamda çalışanlarını çok dinleyen bir şirket

Şu ara hayata geçirdiğiniz “Live it” projesinin içeriği nedir?
“Live it” konseptini MSD’nin bütünsel sağlık yaklaşımı olarak açıklayabiliriz. Yeni olarak hayata geçen birkaç uygulamamız var. Bunlardan bir tanesi aylık diyetisyen desteği. Çalışanlarımıza aylık ziyaret edebilecekleri ücretsiz diyetisyen hizmeti sunacağız. Önce ölçümler yapılacak daha sonra isteyen arkadaşlar randevu alıp, diyetisyenimizi aylık olarak ziyaret edebilecekler. Sigarayı bırakmak isteyen arkadaşlarımız için yine bir kampanya başlattık. Bu konuda gerçekten istekli ve kararlı olan kişilere firmamızın destekleri olacak. Bundan başka bir fitness topluluğu kurmayı planlıyoruz. Küçük ödüllerin olacağı birbirimizle tatlı tatlı yarışabileceğimiz bir fitness programı olacak. Şirket olarak her ekim ayında İstanbul Maratonu’nda koşuyoruz. Örneğin geçen sene YenidenBiz derneğine destek amaçlı “Kadınlar işe dönsün” diye koştuk.

Kadın çalışanlara yönelik uyguladığınız farklı politikalarınız var mı?
“MSD Womens Network” isminde bir platformumuz var. Kadın çalışanlarımıza yönelik ama erkeklerin de kadın liderliğine ve kendi liderliklerine yatırım yapabileceği bir platform. Geçen sene sahadaki kadın çalışan oranımızı arttırmaya odaklandık ve pilot bir çalışma gerçekleştirdik. Total orana baktığımız zaman sahanın sadece %18’i kadındı. Bu altı ayda yaptığımız çalışmayla altı tane kadın arkadaşımızı sahada işe aldık.
Sosyal medyada yayınladığımız bir “maskülen terminoloji” sözlüğümüz var. Burada da şirket içerisinden oluşturduğumuz bir sözlük var. Bayan yerine kadın, kadın gözüyle bakmak yerine estetik gözle bakmak gibi çeşitli sözcüklere karşılıklar bulduk. Şirketimizde cinsiyetten bağımsız bir dili kullanmaya özen gösteriyoruz.
Yönetim ekibine baktığımızda %75 oranında kadın yöneticimiz var. Şirket genelinde yönetici popülasyonuna baktığımız zaman da %50-50 bir oran görüyoruz. Firmaların hedefleri genelde %3540’dır. Dolayısıyla global olarak hedeflediğimiz oranları tutturmuş ve hatta üzerine çıkmış durumdayız. Ancak sahada daha gidecek yolumuz var.
YenidenBiz’le yaptığımız bir ortak çalışma oldu. Burada bizim ofisimizde ya da sahada açtığımız pozisyonları YenidenBiz platformunda da duyuruyoruz. İş hayatına ara vermiş kadınların iş hayatına dönmeleri için destek veriyoruz.
Bu yıl da çalışan annelerimize, özellikle de doğum izninden yeni dönmüş annelerimize odaklanmak istiyoruz.

MSD Dünyası içerisinde MSD Türkiye olarak hangi noktalarda fark yaratıyorsunuz?
Öncelikle MSD’nin global politikaları var. Biz bunları Türkiye’de de uyguluyoruz. Artı olarak bölgesel birtakım politikalarımız da olabiliyor. Her zaman yenilikçi gözle yaklaşıyoruz. Türkiye’deki çalışanlarımız özelinde yeni projeler üzerine düşünüyoruz.

SEÇ (Size Özel Seçimler) programımız, MSD dünyasında uygulanan ilk esnek yan hak programı örneğidir. Türkiye’de yapan firmalar olsa da MSD genelinde böyle bir uygulama yoktu. Yoğun bir süreç olsa da, çok inandığımız ve çalışanlarımız da çok istediği için başarı ile uygulamaya geçirebildik. Bu bizi MSD dünyasında farklılaştıran bir projeydi. Şu anda İspanya, körfez ülkeleri ve Arabistan’da hayata geçiriliyor.
Bizim konuları ele alışımız diğer ülkelerden biraz farklı. O anlamda Türkiye organizasyonunu çok önde görüyorum. Avrupa’nın geneli, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika ile karşılaştırdığımızda çok daha enerjik, o enerjiyi de iş sonucuna yansıtan kişilerle çalışıyoruz.
İsviçre ile karşılaştıracak olursak; orada daha rutin, oturmuş, daha statik bir yapı var. Türkiye’ye baktığınızda çok dinamik ve gelişime daha açık, inovasyon yapmak isteyen bir yapımız var. Bu hem Türk olmamızdan hem de çalışanlarımızın kalitesinden kaynaklanıyor. Hep bir adım ileri gitme vizyonumuz var. O da hem enerjimizden hem bağlılığımızdan kaynaklanıyor. Biz performansla büyüyen bir ekibiz.

Günümüzde dijitalleşme her alanda yerini alıyor, bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Şu anda bizim satış kadrolarımıza destek olabilecek bir dijital platform gündemimizde ve çok yakın bir zamanda hayata geçecek. Burada biraz değişime ayak uydurmak gerekiyor. Her firmanın bu trende ayak uydurması için aynayı çevirip kendine bakması gerekiyor. MSD dünyası içerisinde bu konuda seçilmiş 10 tane ülke var. Türkiye, dinamiklerine bakılarak ve hazır olduğunun görülmesi üzerine seçilen 11. ülke oldu. Ülkemizde kendi kendini belli eden bir ihtiyaç ve potansiyel yatıyor. Bu potansiyeli değerlendirmek istiyoruz.

Gençlere ve yeni istihdama yönelik projelerinizden bahseder misiniz?
MSD dünyası içerisinde Türkiye bir yetenek fabrikası olarak görülüyor. Şu anda yurtdışı görevde olan 18 çalışanımız var. Hepsi de önemli yönetim kademelerine geldiler. Genç yetenekleri şirketimize çekerken bizi diğer firmalardan ayıran; işte bu kariyer fırsatları ve tabii ki gelişime verdiğimiz önem ve destek. Bu noktada MSD dünyası içerisinde Türkiye’nin çok iyi bir imajı var.

Ayrıca sektörde hiç MT (Management trainee) programının açılmadığı bir dönemde de biz yeni mezun arkadaşlarımızı işe alarak onları geliştirdik. Örneğin şu anda Liderlik takımında olan bir arkadaşımız, MSD’ye on sene önce MT olarak katılmıştı. Şu anda İş birim direktörü olarak çalışıyor. Bu çok güzel bir örnek ve biz bu örnekleri arttırmak istiyoruz. Bunun için belli bir kaynak da gerekiyor ve biz bu kaynağı yaratmaya hazırız. Çünkü yetenek havuzumuzu genç yeteneklerle beslemek ve gençlerimize fırsat vermek istiyoruz. Bu yıl da bir MT programı açıyor olacağız. Önümüzdeki hafta duyurularımızı yapacağız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz