Beril Koparal tam da soyadını yansıtan bir iş kadını. İş hayatındaki kadınlara örnek olacak bir hikayesi var. Kariyerindeki taşları tek tek koyarken özel hayatını da sevdiklerini de ihmal etmemiş, yoğun temposuna rağmen hayatının dengelerini kurabilmiş. Sivil toplum örgütleriyle özel olarak ilgilenen Koparal, çıkardığı şiir kitaplarının gelirlerini de çocuk hastalıklarıyla ilgilenen derneklere bağışlıyor.

Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
1971 İstanbul doğumluyum. Kadıköy Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genetik bölümünü bitirdim. Aslen genetikçiyim, hatta hep söylerim “Hayata bilim insanı olarak başlayıp, film insanı olarak devam ediyorum.” Cerrahpaşa’da doktora sırasında ilaç endüstrisi ile tanıştım. O dönemde işler o kadar hızlı büyüdü ki danışmanlık çerçevesinde, bir hocamla birlikte danışmanlık şirketi kurduk. O şirket çok büyüdü ve ben şirketin başına geçmek için üniversiteden istifa etmek zorunda kaldım. Yaklaşık 10 yıl Türkiye’de sağlık iletişiminin kurulmasını sağladık. Türkiye’de o dönemde çok fazla ilaç firmasının kuruluşunu yaptım. Bunları yaparken tabi bir takım eksiklikler hissetmeye başladım. Bir noktadan sonra medikal eğitiminiz yetmemeye başlıyor. Marmara Üniversitesi’nde İşletme Master’ı yaptım sonra Halkla İlişkiler ve Reklamcılık okudum. Ardından yurtdışına gittim. İlk olarak Paris’te NIP okudum,
sonra Londra’da koçluk ve imaj danışmanlığı okudum. Çünkü hem bir taraftan Türkiye’deki ilaç firmalarını kuruyorduk, onların kurumsal imajları üzerine danışmanlık veriyordum hem de diğer taraftan hekim ve eczacının Türkiye’de olması gereken imaj üzerine çalışıyorduk. O yüzden bu eğitimler önemliydi. Sonra kendi şirketimi Amerikalı bir şirkete sattım. Şirketi sattıktan sonra o şirketin başına geçtim. 5 yıl o şirketi yönettim. O dönemde de Dubai merkezli Ortadoğu operasyonunu kurdum ve yönettim. 3 yıl önce Zade Vital’e genel müdür ve AR-GE merkezine de AR-GE merkez direktörü olarak başladım. Onun dışında yurtiçi ve yurtdışında pek çok sayıda gerek bilimsel gerekse sosyal gelişim eğitimleri sertifikasyonları aldım. Halen Anadolu Üniversitesi’nde Fitoterapi yüksek lisansına devam ediyorum. Yine Kanada’da erişkin eğitimine ve Yeditepe Üniversitesi’nde Biyoteknoloji doktorasına devam ediyorum. 21,19,16 yaşında 3 kızım var. Şiir yazıyorum. 4 tane şiir kitabım var. 5. de bu yaz çıkacak. Kitaplarım sosyal sorumluluk projesi ve her kitap bir çocuk hastalığı derneğine bağışlanıyor. Onun dışında ilaç endüstrisinde bizim üst düzey yöneticilerin başlattığı bir ürün müdürü yetiştirme sertifikasyon programı var, onun eğitmenlerindenim. Aynı zamanda Pembe Hanım Derneği’nin başkan yardımcısıyım. Sivil toplum kuruluşları özel ilgi alanım.

İş hayatında kadın olarak var olmanın artıları ve eksileri neler?
İş hayatında kadın olmanın genelde eksileri konuşuluyor ama bence çok ciddi artıları da var. Bir taraftan kadının iş hayatına kattığı çok artı var. Kadınların iş hayatında daha da fazla olması lazım. Biz burada epey bir kadın çalışıyoruz, bunu destekliyoruz ve aynı zamanda faydasını da görüyoruz. Mutlak suretle kadınlar iş hayatında olmalı, kadınların beyin yapıları erkeklerden farklı olduğu için farklı şeyleri görebiliyorlar. Erkeğin bulunduğu ortama farklı bir bakış açısı sağlıyor kadın. Sağladığı bakış açısı işin yönetilmesinde çok önemli. Kadınsız bir iş hayatı düşünülemez. Diğer taraftan kadın çok çalışkan! Kadına yüklenmiş sorumluluklar nedeniyle kadın doğal olarak çalışkan ve bence kadınlar erkeklere göre daha dirençli. Kadınsız işlerde bir takım eksiklikler ortaya çıkıyor. Yaratıcılık eksiklikleri, duygusal zeka eksiklikleri buna örnek olabilir.

Kadınlar iş hayatında kendilerine ne kadar yer bulabiliyorlar? Bu noktada Türkiye’de ve dünyada farklılıklar var mı?
Türkiye’de bulunması gerekenin çok altında yer buluyorlar. Türkiye’deki kadınla yurtdışındaki kadın arasında farklılıklar var. Biz hala kadının iş hayatındaki yerini netleştiremedik. Biz ilaç endüstrisi olarak kalburüstüyüz. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin en güçlü 50 kadın CEO’su yayınlandı. 3 senedir ben de o listede yer alıyorum. Listeye baktığınızda büyük bir kısım ilaç endüstrisinden yöneticiler, o anlamda çok şanslı bir endüstriyiz ama diğer endüstrilere baktığımız zaman kadının olması gerektiği kadar yer almadığını düşünüyorum. Avrupa ve Amerika’da durum böyle değil. Avrupa’da kadının iş hayatındaki yeri belirli ve kıymetli. Orada iş hayatında kim işini iyi yaparsa o yerini buluyor. Türkiye’de belli endüstrilerde durum böyle, sağlıkta onlardan birisi ama onun dışında kadının yaşadığı ciddi sıkıntılar var. Mobbingden tutun cinsel istismara kadar birçok sıkıntı yaşayan kadınlar var. Ama bu durum kadınların gözünü korkutmamalı. Çünkü iş hayatında kadının zekasına ve iç görüsüne çok ihtiyaç var.

Zade Vital’in genel müdürü olarak şirketinizdeki kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık uyguluyor musunuz? Kadın çalışanlarınıza hangi noktalarda yardımcı oluyorsunuz?
Şirketimizde kadın ve erkeğin iş hayatındaki yerini hiçbir zaman ayırmıyoruz. Pozitif ayrımcılığı ben hep yaparım ve bir kadın yöneticinin de hep yapması gerektiğine inanırım. Bir kadın çalışan eğer çocukla ilgileniyorsa, bir erkeği çok daha fazla seyahate yollarken kadınınkini biraz daha engelleyebilirim. Ya da çocukları varsa ona biraz daha toleranslı olabilirim. Türkiye’de anne babalığın ortak paylaşımı hiçbir zaman sağlanamadı. O yüzden kadınları o noktada desteklemek lazım. Kadınlar bunu yaptığınız zaman aslında size bir taraftan çok daha fazlasını veriyorlar, bunu hep gördüm.

Kariyerinizle aile hayatını bir arada götürebilmiş bir kadın olarak bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? İş hayatı, sosyal hayat ve aile ilişkileri noktasında neler yapıyorsunuz?
Bu denge ne kadar dengeli tabi onu bilemiyoruz. Çok çalışmamdan annem de dahil olmak üzere etrafım çok şikayet etti. Zaman zaman kötü annelikle ve ilgisizlikle suçlandım ama 20 küsur yıldır çocuklarımdan bir kere bile “Anne bizi neden ihmal ettin?” lafını duymadım. Bir yandan da kendi içlerinde anneleriyle gurur duyuyorlar. Çok matah bir şey başarmış değilim aslında. Sonuçta ben çalıştım. Çalışmanın sonunda da bir şeyler yaptık. Size verilmiş şeylerin geri ödemesini yapmanız gerekir. Aslında her yaptığım şey geri ödemeydi, bir çok insanın sahip olamadığı imkanlara sahipsiniz ve bunu sadece kendi zevkiniz için kullanmamalısınız. Bunun bir teşekkürü olmalı. Bunun bir geri ödeme olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlarımı ve özel hayatımı biraz iyi organizasyon yaparak ihmal etmemeyi başardım. Ne mutluluklar ne acılar tek başına yüklenemez, sürekli çalışarak etrafınızdakileri yok ederek de mutlulukları ve acıları paylaşabileceğin insanları kaybetmiş olursun. Aile hayatının çok önemli olduğuna inanıyorum. İnsanların bir aile içinde olması insanın ruhu için gerekli. Genel müdür olsan ne olur? İşten ayrıldıktan sonra hiçbir şeysin. İşte o zaman gerekli olacak şeyleri bu zamanın mutlulukları için yok etmemek lazım. Genelde pozisyondan mutlu olan insanlar, başka yerlerde tatminsizlikleri olan insanlardır.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel mesajınız nedir?
Kadınlar ve erkeklerin özel hayatları ve iş hayatlarındaki yükü birlikte yüklenmeleri lazım. Ne kadın erkeksiz ne erkek kadınsız düşünülemez. Ama şu anki ortamda özellikle kadına yönelik şiddet, kadına yönelik olan sevgisizlik, hoşgörüsüzlük, kadına 2. sınıf hatta 3. sınıf insanmışçasına muamele göstermek çok yaygın. Bunların hepsi çok yanlış buluyorum. Bu tür durumlara karşı da organize bir birlikteliğin olması gerektiğine inanıyorum. Kadın berekettir. Mitolojiye baktığınız zaman da bu böyledir. Kadın büyük bir güçtür. İnandığınız şey her ne olursa olsun bütün inanışların kadın tarafı yaratmak üzerine kuruludur. Başka hiçbir canlıya bu yaratma özelliği verilmemiştir. Kadına hak ettiği değerin verilmesi gerektir.

Son olarak neler eklemek istersiniz?
Yolunuz açık olsun. Zor ama keyifli bir işe başlamışsınız. Ben yazının çok önemli olduğuna inanıyorum. Ne kadar bilirseniz bilin, ne kadar iyi şeyler yaparsanız yapın, bunu başkalarıyla paylaşmazsanız hiçbir anlamı yok. Bunu paylaşabilmenin en önemli yolu yazmaktır. Bu yüzden yayıncılığın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ben hala dergilerin dergi halini çok seviyorum. Dergi okumak çok hoşuma gidiyor. Online okumak evet pratik, ama hala dergileri severek koklayarak, okuyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz