Modern zamanların hayati riski en yüksek hastalığı “Kanser” Vücut hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde bölünmesiyle meydana gelen ölümcül bir hastalık olan kanserin oluşma sürecinden tedavi noktasındaki yeni gelişmelere kadar bir çok noktayı Prof. Dr. Mahmut Gümüş anlattı.

Sizi tanıyabilir miyiz?
1965 yılında Ankara’da doğdum. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. İç hastalıkları ihtisasımı Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, tıbbi onkoloji ihtisasımı da Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde yaptım. 2003 yılında tıbbi onkoloji uzmanı oldum. 2006 yılında tıbbi onkoloji alanında doçent, 2011 yılında da profesör oldum. Uzun yıllar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştıktan sonra 3 yıl Bezmialem Üniversitesi’nde tıbbi onkoloji bölümünde, son bir buçuk yıldır da İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde çalışıyorum. 7 yıldır Tıbbi Onkoloji Derneği’nin yönetimindeyim, 1 yıldır da başkanlığını sürdürüyorum. Özellikle gastrointestinal sistem kanserleri ile ilgileniyorum ama şimdiye kadar genel onkoloji ile de ilgilendim.

Kanser hastalığı hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?
Kanser bildiğiniz gibi toplumun sağlığını tehdit eden bir durum. Farklı değerlendirmelerle ölüme neden olma noktasında ilk sıralarda yer alan bir sağlık sorunu. Dünyada ve Türkiye’de biraz farklı
olarak sıklıkları söz konusu. Türkiye’de 100 bin kişiden 300-325’inde kanser hastalığı görülürken Batı ülkelerinde ise bu durum 100 binde 450’ler civarında. Bu noktada özellikle nüfusumuzun genç olmasından dolayı kanser sıklığı bir miktar daha az ama nüfus profilimizin gittikçe Batı’ya benzemesinden dolayı o sıklığın artacağını bekliyoruz.
Kanser hastalığında erkenden teşhis etmek mümkün müdür? Süreç nasıl ilerliyor?
Tarama yöntemleri ile hastalığın erken teşhisi mümkün. Meme kanseri 50 yaşından itibaren mamografinin yapılması ile yine kolon kanseri gaitada gizli kan ve kolonoskopik tarama testi ile hanımlarda evlilik çağı ile birlikte rahim ağzı kanserini erken yakalamak mümkün. Bu özellikle yaygınlaştırmamız gereken bir durum. Sağlık Bakanlığı KETEM’lerle yapmaya çalışıyor. Bunun dışında akciğer, pankreas, mide kanserlerinde etkin bir tarama yöntemi yok. Eğer etkin bir tarama yöntemi yoksa o zaman koruma yöntemlerini daha ön plana almanız lazım. Çünkü bunları tespit ettiğinizde tedavisi zor bir aşamaya geliyor. Özellikle son 50 yılda bu konuda elimizdeki tek silahımız radyoterapi ve kemoterapi iken, son yıllarda direkt hücreyi öldürmek değil de kanserin oluş mekanizmalarını anlayıp, o mekanizmaları bloke edecek bir takım tedaviler üzerinde çok çalışıldı. Biz bunlara hedeflenmiş, hedefe yönelik veya halkımızın daha meşhur tabiri ile akıllı ilaçlar diyoruz. Bunları meme, kalın bağırsak gibi kanserlerde kullandık. Kimi zaman kemoterapi ile kullandık ve bu başarı şansımızı arttırdı. Bir diğer nokta ise eskiden hastalıklara tek hastalık olarak bakıyorduk. Yani bizim için akciğer kanseri tek bir hastalıktı. Ama sonradan baktık ki tek bir akciğer kanseri yok. Onlarda bir takım mutasyonel değişiklikler, hücresel özellikler farklı şekillerde kendini gösterebiliyor. Bu durumda olan durumları tespit ettikten sonra onlara yönelik ilaçlar geliştirilerek başarımız arttı.

Kanser hastalığının nedenleri nelerdir?
Kanserin nedenlerini ikiye ayırmak lazım. Bir müdahale edilebildiğimiz, değiştirilebilir nedenler. Diğeri ise değiştirilemez dediğimiz, bizim elimizde olmayan nedenler. Genetik geçişler, değiştirilemez dediğimiz nedenleri oluşturuyor. Tüm kanser çeşitlerinde %5-%10 oranında bir genetik geçiş söz konusu. Bizim değiştirebileceğimiz nedenler ise çok daha ön planda. İki önemli faktör var. Bir tanesi sigara. Genel kanser nedenlerinde kanserle ilişkisi en net olarak saptanmış olan etken sigara ve yapılan değerlendirmelerde tüm kanserlerin 3’te 1’inden sorumlu. Bunun dışında obezite ve vücut kitle endeksinin yüksek olmasının etkisi büyük. Bu da diğer 3’te 1’i oluşturuyor. Bu özellikle meme, kolon kanserlerinde ve diğer kanser türlerinde etken gibi gözüküyor. Bunlar dışında diğer 3’te 1’i oluşturan farklı etkenler var. Örneğin virüsler, hepatit virüsler gibi bir takım mikrobik ajanlar kansere neden olabiliyor. Japonya’da atom bombasının atılması ile birlikte ortaya çıkan aynı zamanda atmosferde de doğal olarak bir miktar bulunan iyonize radyasyonun kanser hastalığına neden olduğunu düşünüyoruz. Ama günümüzde artık o radyoterapi ve radyo görüntülemelerle ilgili güvenlik çok fazla o noktada bir sıkıntı olacağını zannetmiyoruz. Güneş ışınlarının da özellikle cilt kanseri üzerinde etkisi çok olduğundan bahsedebiliriz. Bir takım mesleki maruziyetler de söz konusu olabilir. Özellikle sanayide gerekli tedbirlerin alınmaması, gerekli koruyucu tedbirlerin alınmaması noktasında bir takım bileşiklerin maruziyeti buna neden olabilir.
Burada özellikle vurgulamak istediğim; biz kansere sebep olan küçük nedenlerle mücadele etmeliyiz ama özellikle sigara ve obezite ile mücadele ettiğimizde zaten olayın yarıdan fazlasını halletmiş oluyoruz. Sağlık Bakanlığı ve diğer otoriteler de bunu göz önünde bulundurarak bir takım koruma programları yapılıyor. Sigara ve obezite ile mücadele yürütüyor, egzersizle ilgili öneriler yapılıyor.

Kanser hastalığına yakalanma olasılığını güçlendiren yiyecek ve içecekler var mı?
Yiyeceklerle ilgili çok farklı değerlendirmeler var. Özellikle fiber yani posalı yiyeceklerin gastrointestinal sistem kanserleri, prostat kanseri ile ilgili olumlu etkenleri olduğunu biliyoruz. Ama bunun dışında özellikle et yemenin kansere neden olması gibi bir durum söz konusu değil. Uzun yıllar süren araştırmalar sonunda bu ilişkiye ortaya koyabiliyorsunuz. Bu nedenle net şeyler söylemek zor. Ama sebze meyve tüketmek daha iyi gibi gözüküyor. Alkolün özellikle sigara ile birlikte olduğu zamanda gastrointestinal sistem kanserlerinde ve meme kanserinde olumsuz etkisi olduğunu biliyoruz.

Türkiye’de hangi kanser türleri daha sık olarak görülüyor?
Ülkemizde erkeklerde akciğer, prostat ve kolon kanserleri kadınlarda ise meme, tiroit, kolon ve akciğer kanserleri sıklıkla görülüyor. Batı toplumlarından farklı olarak 2 kanser türüne ülkemizde daha sık rastlanıyor. Bunlardan biri mide kanseri. Mide kanseri, Amerika’da en sık görülen 10 kanser içinde yer almazken bizde sık görülüyor. Güney Doğu Asya toplumlarında da mide kanseri oldukça fazla. Batı ile Asya arasında bir köprü gibiyiz.

Kanser hastalığı hangi yaş gruplarında daha sık görülüyor?
Görülen kanserlerin yarısı 65 yaş üstü insanlarda görülüyor. 40-50 yaşın altındaki kişilerde kanser hastalığının görülmesi daha nadir oluyor. Ülkenin genç ve yaşlı nüfusuna baktığımızda genç nüfus oranımız daha fazla. Bu noktada gençlerde kanser daha az görülmesine rağmen genç nüfusumuzun fazla olması nedeniyle genç yaşta olan kanser hastalarını daha fazla görüyoruz görece olarak batıya göre. Ama genelde baktığımızda bu gençlik genel kanser görülme sıklığının batıya göre biraz daha az olduğunu gösteriyor. Ama dediğim gibi hızla bu konuda batıya benzemeye başlıyoruz.

Günümüzde hangi kanser türlerinin tedavisinde başarı oranı daha yüksek?
Lenfoma, lösemilerde ciddi başarılar sağlandı. Onun dışında kemoterapi ile birlikte testis tümörleri ve kadın doğumla ilgili tümörlerlere karşı başarı sağlandı. Ama gerekli önlemlerin alınmaması sonucu ileri evrede yakalanan akciğer, yayılmış mide kanseri ve pankreas gibi kanserlerde başarı şansı düşük.

Kanser tedavisinde yaşanan son gelişmeler neler?
Son 5 yılda “İmmünoterapi”de çok gelişmeler oldu. İmmünoterapi, vücut bağışıklık sisteminin kanseri tanıması ve onunla mücadele etmesi anlamına geliyor. Kanser hücreleri akıllı hücreler, kendilerine vücudun bu savunma sisteminden kaçmak için kalkan geliştirdiler. Adeta o kalkanın arkasında kendilerine bir yer buluyorlar. İmmünoterapi ile o kalkanı ortadan kaldırıp, vücudun bağışıklık sistemi ile kanser hücrelerini karşı karşıya getirecek tedavi yaklaşımları ortaya çıktı. Bununla ilgili klinik çalışmaları biz hastanelerimizde yürütüyoruz. Onun dışındaki kanser türlerinde de klinik çalışmaları
devam ediyor. Bir de bireysel tedavide gelişmeler var. Nasıl her insanın farklı özellikleri varsa kanseri de öyle düşünelim. Örneğin 10 tane meme kanseri hastasının 10ununda kanseri farklı özelliklere sahip olabilir. Bu özelliklerin hem genetik hem de moleküler olarak belirlenip, tedavilerin ona göre düzenlenmesi başarıyı çok çok arttırıyor. Buna bireyselleştirilmiş tedaviler diyoruz. Bu konudaki gelişmeler çok ilerledi.

Tıbbi Onkoloji Derneği’nin başkanı olarak dernek faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Derneğimizin 634 tane üyesi var. Amaçlarımızdan bir tanesi, üyelerimizin özellikle mezuniyet sonrası eğitimlerine katkıda bulunmak . Onlar formal olarak lisans ve lisans üstü, ihtisas eğitimlerini aldıktan sonra güncel gelişmeleri takip etme noktasında kurslar düzenleyerek onların mezuniyet sonrasında eğitimlerine katkıda bulunuyoruz. Bu en önemsediğimiz faaliyetimiz. Onun dışında yıllık toplantılarımızı, kongremizi yapıyoruz. 21 Mart’ta Tıbbi Onkoloji Kongresi’ni gerçekleştireceğiz. Bir yıl biz dernek olarak yapıyoruz bir yıl da Türkiye’deki tüm radyasyon onkolojisi ve pediatrik onkoloji dernekleri ile birlikte Ulusal Kanser Kongresi’ni düzenliyoruz. Bu da önemli faaliyetlerimizden birisi. Onun dışında özellikle klinik araştırmalar ve lokal konular konusunda üyelerimize destek olmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde tıbbi onkolog arkadaşlarımız var. Onlarla birlikte olup, onların şartlarını iyileştirmeye çalışıyoruz. Hem teknik konularda hem eğitimle ilgili kurslar düzenliyoruz. Özlük hakları ile ilgili bakanlık ve hükümet organı nezdinde onları temsil etmeye ve bu konudaki isteklerini gerekli yerlere ileterek yardımcı olmaya gayret ediyoruz. Bunun dışında “Onko TV” adında Youtube’da bir kanalımız var. Farklı konularda farklı hocalarımız orada bilgilerini aktarıyor. Böylelikle hastalarımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Hasta dernekleri ile kısmi etkinlikleri birlikte yaparak yine bu konuda bilinçlendirme sağlamaya çalışıyoruz. Bizim dernek ve ülke olarak eksik kaldığımız konu palyalif bakım veya yaşam kalitesini arttırmaya yönelik işler. Tedavi ile ilgili hastanın ihtiyaçları olayın %50’si ise kalan %50 de yaşam kalitesi ile ilgili. Hem hastalarımızın sıkıntılı dönemlerinde onlara yardımcı olmak hem de bu alınan tedaviler sırasında oluşan sorunları gidermek konusunda çalışmalar yapıyoruz.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz