“Daha sağlıklı bir dünya için çalışma anlayışımız ve doğumdan yaşlılığa kadar insan hayatının tüm evrelerini kapsayan ürünlerimizle topluma fayda sağlamayı hedefliyoruz. 5 kişiden oluşan iletişim ekibimiz ile Danone Türkiye bünyesinde faaliyet gösteren Sütlü Ürünler, Su, Anne Bebek Beslenmesi ve Medikal Beslenme şirketlerimizin tüm iletişim faaliyetlerini yürütüyoruz. Şirketlerimizin ve markalarımızın farklılaşan ihtiyaçlarına paralel olarak hem çalışanlarımıza hem de dış paydaşlarımıza dönük iletişim çalışmalarını hayata geçiriyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz hızlı tüketim ürünleri ve ilaç sektörlerinin farklı dinamikleri doğrultusunda lider iletişimi, pazarlama iletişimi ve iç iletişim konularına odaklanıyoruz.”

Öncelikle bize kendinizden ve profesyonel iş geçmişinizden bahseder misiniz?
İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki İletişim lisans eğitimimi takiben Galatasaray Üniversitesi’nde yine aynı alanda yüksek lisansımı tamamladım. Gazetecilik kariyerime üniversite yıllarında Nokta Dergisi ile başladım ve ardından daha sonra Hürriyet bünyesine dahil olan Referans ekonomi gazetesinde devam ettim. 2008 yılında gazetecilikten masanın diğer tarafına geçmeye karar verdim. Bu karar ile birlikte ilaç sektörüne Kurumsal İletişim Müdürü olarak adım attım. 2013 yılında beslenme ve sağlığı aynı çatı altında buluşturan Danone ailesine katıldım. Danone gibi bir dünya devinin bünyesinde hızlı tüketim ürünleri dünyasını tanıma şansım olduğuna inanıyorum. Burada sırasıyla Sütlü Ürünler ve Medikal Beslenme şirketlerinde İletişim Müdürü olarak hem iç hem de dış iletişim faaliyetlerini yürüttüm. 2016 yılında ise tüm Danone şirketlerinden sorumlu İletişim Müdürü olarak atandım. Şu an ekip arkadaşlarımla beraber Sütlü Ürünler, Su, Anne Bebek Beslenmesi ve Medikal Beslenme şirketlerinin tüm iletişim süreçlerini yürütüyoruz.

Kurumsal iletişim nedir ve şirketler için neden önemlidir?
Kurumsal iletişim departmanının beyindeki “amigdala” ile benzer şekilde işlediğini düşünüyorum. Bir anlamda şirketin sosyal yönünü geliştiriyor ve ilişkileri güçlendiriyoruz. Şirketin sosyal yönü en az ticari başarı kadar sürdürülebilirlik açısından önem taşıyor. Şirketin çalışanlarından tüketicilerine, yatırımcılarından tedarikçilerine kadar uzanan bu büyük ilişki ağının yönetimi ancak yapılandırılmış bir iletişim yaklaşımıyla mümkün. Bu açıdan bakıldığında kurumsal iletişimin rolünün sadece var olanı anlatmaktan ziyade yarını da çizmek olduğunu söyleyebiliriz.

Kurumsal itibar yönetimi noktasında neler yapmaktasınız?
Danone’de “Daha sağlıklı bir dünya için çalışıyoruz” anlayışımızla bütün çalışanlarımızı toplumun kalbine girecek ve onu kucaklayacak bir amaç etrafında birleştirmeye çalışıyoruz. Sorumluluklarımızın yalnızca fabrika kapılarıyla sınırlı olmadığını biliyor, insanların ve gezegenin sağlığını korumayı amaçlayan yeni bir yol sunuyoruz.
Özellikle son 2 yıldır ortaya koyduğumuz sürdürülebilirlik projeleriyle hem çevreye hem de topluma fayda sağlamayı görevimiz kabul ettik. Danonelilerin aktif katılımıyla yürüttüğümüz bu projelerle arzu ettiğimiz geleceği hep beraber inşa etmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Kurumsal iletişim departmanınız altında kaç kişilik bir ekip var ve kaç başlık altında iletişim çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz?
“Daha sağlıklı bir dünya için çalışma” anlayışımız ve doğumdan yaşlılığa kadar insan hayatının tüm evrelerini kapsayan ürünlerimizle topluma fayda sağlamayı hedefliyoruz. 5 kişiden oluşan iletişim ekibimiz ile Danone Türkiye bünyesinde faaliyet gösteren Sütlü Ürünler, Su, Anne Bebek Beslenmesi ve Medikal Beslenme şirketlerimizin tüm iletişim faaliyetlerini yürütüyoruz. Şirketlerimizin ve markalarımızın farklılaşan ihtiyaçlarına paralel olarak hem çalışanlarımıza hem de dış paydaşlarımıza dönük iletişim çalışmalarını hayata geçiriyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz hızlı tüketim ürünleri ve ilaç sektörlerinin farklı dinamikleri doğrultusunda lider iletişimi, pazarlama iletişimi ve örgüt içi iletişim konularına odaklanıyoruz.

Danone’nin kurumsal yapısından ve faaliyetlerinizden bahseder misiniz?
Danone 130’u aşkın ülkede 4 ayrı iş kolu ile var olan toplam cirosu 24 milyar euro’luk bir gıda devi. 100.000 çalışanı ile Danone tüm dünyada su, sütlü ürünler, anne bebek beslenmesi ve medikal beslenme alanlarında faaliyet gösteriyor. Türkiye’de de bu dört iş kolunda faaliyetlerimizi sürdürüyor ve doğumdan yaşlılığa kadar insan hayatının tüm evrelerini kapsayan ürünlerimizle topluma fayda sağlamayı hedefliyoruz.
Danone olarak, bireylerin yaptıkları gıda ve içecek seçimleriyle aslında nasıl bir dünyada yaşamak istedikleri ile ilgili oy verdiklerine inanıyoruz. Bu doğrultuda mümkün olan en fazla sayıda insana gıda yoluyla sağlık ulaştırmak misyonumuzla beraber hayata geçirdiğimiz her projede insanlar kadar gezegenimizin de sağlığı gözetiyoruz.

Danone’nin Türkiye´de faal olduğu bir sosyal sorumluluk projesi var mı?

İşimizin temelinde daha sağlıklı bir dünyaya katkıda bulunmak yatıyor. Biz de toplum sağlığının aileden başladığına olan inancımızla özellikle çalışan annelerimizi desteklemeye devam ediyoruz. Türkiye’de kadınların hamileliklerinden başlayarak, annelik süreçlerinde iş yaşamında yaşadıkları zorlukları ortaya çıkarmak, anlamak ve çözüm için kurumları harekete geçirmek üzere hayata geçirdiğimiz “Çalışan Anneler Projesi” öncelikli gündem maddelerimizden. 2015 yılında başlattığımız bu program kapsamında geçen yıl KAGİDER iş birliği ile “İyi ki Annem Çalışıyor!” kampanyasına imza attık. Bu kampanya ile çalışan annelerin iş hayatlarına devam ederek, kendileri ve aileleri için yaratacakları değer konusunda toplumsal bilinç oluşturmayı hedefliyoruz. Başlattığımız bu kampanyanın olumlu etkilerini hem iş dünyasında hem de toplumda gözlemliyoruz. Son olarak bu kampanyayı Birleşmiş Milletler tarafından New York’ta gerçekleşen “UN Women” konferansında iş hayatında anne olan kadınların karşılaştığı engellere ve yapılması gerekenlere daha fazla dikkat çekmek adına tüm dünyaya anlattık.
Ayrıca iş yerlerinde süt odalarının bir toplantı odası kadar temel bir ihtiyaç ve hak olduğunun farkındayız. Türkiye’deki firmalara baktığınızda yalnızca %9’unda süt sağma odası yer alıyor. Bu da demek oluyor ki birçok çalışan anne sütünü sağmak için tuvalet gibi hijyenik olmayan koşulları tercih etmek durumunda kalıyor. Yine 2017’de KAGİDER ile başlattığımız “Süt Odası Lüks Değil İhtiyaçtır” kampanyamızla çalışan annelerin ihtiyaçlarına cevap vermek adına tüm şirketlere “Süt Odası” kurma çağrısında bulunduk. Katıldığımız birçok konferansta süt odası kurarak farkındalık yarattık ve diğer şirketlerde süt odası kurulmasına ön ayak olduk. 2017 yılında hem kadınların iş hayatından kopmaması hem de toplumda farkındalık yaratmak adına hayata geçirdiğimiz “İyi Ki Annem Çalışıyor” ve “Süt Sağma Odası Lüks Değil İhtiyaçtır” kampanyalarımızla birlikte sosyal medya üzerinde toplam 20 milyondan fazla kişiye ulaştık.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz