“İşleyiş gereği SGK, aile hekimliğine başvuran hastalar için ne muayene ne de laboratuvar/EKG için bir ödeme yapmıyor. Yani SGK bu grup ilaçlar için hastanelere başvuru da İlaç + Muayene + Laboratuvar + EKG ödemek zorunda iken aile hekimliğine yapılan başvuruda sadece ilaç ücreti ödeyerek maliyetlerini azaltabilecek bir seçeneğe sahip. Belki yıllar önce bu düzenleme ile kısıtlama getirilirken ilaç maliyetleri çok yüksekti ama şimdi işler değişti ve güncellenmesi gerektiği gözleniyor.”

Sizi tanıyabilir miyiz?

1967 Bursa doğumluyum, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1990 yılında mezun oldum. Bursa’da Aile hekimi olarak görev yapmaktayım.

Hipertansiyon çok sinsi bir hastalık ve ilk teşhis için en önemli merkezin ASM’ler olduğu söyleniyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? ASM’lerde hipertansiyon tanısı için neler yapılıyor?
Hipertansiyon, aile hekimleri tarafından takip edilmesi gereken, bulaşıcı olmayan kronik hastalıklardandır. Ülkemiz hipertansiyon prevalansına uyarlarsak bir aile hekiminin ortalama 650 civarı hipertansiyon hastası olmalı. Bunların tanı almış hastalar olduğunu ve aile hekimliği merkezlerine 3 ayda bir ilaç yazdırmak için geldiklerini düşünürsek günde nerdeyse 10-12 hipertansiyon hastası aile hekimliği merkezine ilaçlarını almak için uğruyor demektir. Bir de aile hekimliği merkezlerine ilk başvurusunu yapıp tansiyonu ölçülen ve takibe alınan, sonrasında hipertansiyon tanısı konulan hastalarımız da bulunuyor. Bizlere baş ağrısı ile başvuran hastalarımızın mutlaka tansiyon kontrolü yapılıyor. Aslında ulusal bir tarama aile hekimleri tarafından yapılabilir. Bu hem hipertansiyon hastası olduğunu bilmeyen hastaların belirlenmesi hem de tanı almış, ilaç kullanan hastaların tansiyonlarını regüle olup olmadığını görebilmek ve kontrol edebilmek için iyi bir seçenek olarak önümüzde duruyor.

Birinci basamakta HT tedavisi için elinizde yeteri kadar ajan var mıdır?
Her yıl yayınlanan kılavuzlar ışığında hipertansiyon hastalarının tedavisini düzenleme şansımız oluyor. Lakin bu kılavuzlara göre önerilen bazı grup ilaçları aile hekimleri reçete etse bile SGK tarafından geri ödemesi yapılmıyor ve hastalar ilaçlarını alamıyorlar. Hipertansiyon hastaları bu grup ilaçlara ulaşabilmek için özel ya da kamu hastanelerine gitmek zorunda kalıyorlar. Yıllar önce getirilen bu kısıtlama artık anlamsızlaştı. İlaç fiyatları düştü dolayısıyla bu grup ilaçlarında fiyatları da düştü. SGK, bu hastalar kamu ya da özel hastanelere her gittiğinde ödeme yapmak zorunda kalıyor. Bu ödeme ilaç fiyatı üzerine yük olarak biniyor ve ilacın ödeme maliyetini nerdeyse ikiye katlıyor. Oysa işleyiş gereği SGK, aile hekimliğine başvuran hastalar için ne muayene ne de laboratuvar/EKG için bir ödeme yapmıyor. Yani SGK bu grup ilaçlar için hastanelere başvuru da İlaç + Muayene + Laboratuvar + EKG ödemek zorunda iken aile hekimliğine yapılan başvuruda sadece ilaç ücreti ödeyerek maliyetlerini azaltabilecek bir seçeneğe sahip. Belki yıllar önce bu düzenleme ile kısıtlama getirilirken ilaç maliyetleri çok yüksekti ama şimdi işler değişti ve güncellenmesi gerektiği gözleniyor. Bir de işin sosyal yönü var ki hipertansiyon hastaları bu grup ilaçlar için mahallelerinde yürüme mesafesinde ki aile hekimine değil, araçla ulaşabileceği, randevu almak için sıra beklediği, gerektiğinde katkı payı olarak cebinden ödeme yaptığı zoraki bir yolculuğa katlanmak zorunda kalıyor. Aslında hipertansiyon ilaç gruplarında kısıtlamanın kalkması bu hastaların konforunu artıracağı gibi takiplerinin de aile hekimleri tarafından yapılması ile tansiyonlarının regülasyonu sağlanacak ve olası komplikasyonların önüne geçilmiş olacaktır diye düşünüyorum.

HT tedavisinin hasta başına maliyeti diğer kronik endikasyonlarla kıyaslandığında ülkemizde oldukça düşük olduğu söyleniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İlaç fiyatlarının düşmesi, tansiyon takipleri için kullanılan yöntemlerin maliyetinin etkin olmasıyla birlikte HT tedavisi diğer kronik hastalıklara göre daha düşüktür. Daha da düşürmek SGK’nın aile hekimliğinde geri ödemesi yapılmayan grupların durumunu yeniden gözden geçirmesiyle sağlanabilir.

HT prevelansını aşağıya çekmek için ASM ve birinci basamağa hangi görevler düşüyor?
Aslında Hipertansiyon sadece ülkemizde değil tüm dünyada sıkılığı artan bir hastalık. Kılavuzlar yaşam tarzı değişiklerini, diyet, egzersiz, tuz kısıtlamasını ilaç yanında öneriyor. Bu açıdan değerlendirince, yayınlanan uluslararası kılavuzlar demografik, sosyal yapı, diyet ve egzersiz alışkanlıklarını düşününce ülkemiz insanları için biraz havada kalıyor. Türkiye Aile Hekimliği Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı olarak yaptığımız obezite araştırmamızda ülkemiz için önemli verilere ve saptamalara ulaştık. Bunlardan en çok göze çarpanlar; obezitenin kadınlarda erkeklere göre, evlilerde bekarlara
göre, sigara içenlerde içmeyenlere göre daha sık olduğuydu. Bu durumda hipertansiyon için ülkemizin gerçekleri eşliğinde bir Ulusal Hipertansiyon Kılavuzu düzenlemek gerekliliği ortaya çıkıyor.

Türkiye Aile Hekimliği Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı’ndan ve vakfın faaliyetlerinden bahseder misiniz?
Türkiye Aile Hekimliği Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı, aile hekimliği alanında özlük haklarından tamamen bağımsız sadece hekimlik sanatı adına bilimsel araştırma, aile hekimliği uygulamasını geliştirme ve sürekli mesleki eğitim alanında boşluğu doldurmak için kuruldu. Bilimsel araştırma çalışma gruplarımız ile birçok alanda araştırmalarımız devam ediyor. Sürekli mesleki eğitim ve kongremiz ile bilimsel alanda aile hekimlerinin de yer kaplamasına aracı olacak bilgi birikimi ve deneyimini sağlamaya çabalıyoruz. Kongremizin bu yıl 3’üncüsünü gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin ilk ve tek konaklaması ücretsiz, sadece kayıt ücretinin olduğu ve diğer kongrelerin yaklaşık 3 de 1 maliyetine bir kongre olması da ayrı bir artı olarak ön plana çıkıyor. 2017 kongresinde obezite araştırmamızın sonuçlarını paylaşmıştık ve basında çok yer almıştık. Bu yılda D vitamini ve hipertansiyon araştırmamızın sonuçlarını kongremizde paylaşmayı arzu ediyoruz.

ARGEV olarak HT ile ilgili bir çalışmanız var mı?
Türkiye ARGEV’in süregelen araştırmalarından bir tanesi de Marmara Hipertansiyon araştırması. Temel amacını; hipertansif hastaların kullandığı ilaçlara rağmen tansiyonlarının regüle olup olmadığını belirlemek, yeni hastaları saptamak, kullandığı ilaç gruplarını, diyetlerini, tuz kısıtlamalarını, egzersiz durumlarını belirlemek olarak özetleyebiliriz. Bu tarz araştırma sonuçlarını bir araya getirip Türkiye Aile Hekimliği Hipertansiyon Kılavuzunu ortaya koyabilmek de Türkiye ARGEV’in kuruluş amaçlarından.

Son olarak neler söylemek istersiniz?
Aile hekimliği sadece hipertansiyon değil tüm hastalık gruplarında ilk başvuru noktası olmalıdır. Günümüz şartlarında toplam hastalık başvurularının %50’si aile hekimliğine yapılıyor. Gelişmiş ülke örneklerinde ise %80 ile %95 arasında değişiyor. Başvuru oranlarını aile hekimliği lehine artırmamız sağlık harcamalarının kontrolü için en önemli koşullardan birisidir. Ama mevcut koşullar gereği aile hekimliğinde geri ödemesi yapılmayan ilaç grupları yüzünden hastaların yönünün hastanelere doğru çevrildiği bir gerçektir. Bu durum sürdüğü müddetçe aile hekimliğine başvuru oranını arttırmamız olası değildir. Değişen parametreler ile hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi, astım, allerji, psikiatri gibi ödenmeyen ilaç grupları ile ilgili yeni değerlendirmelere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu konuda yapılacak maliyet araştırmalarına da Türkiye ARGEV olarak destek vermeye hazır olduğumuzu bildirmekten mutluluk duyuyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz